Benim için günün en sessiz saatleri sabaha karşı 4’le 5 arası.

Trafik gürültüsü yok.

Komşuların gürültüsü yok.

Kuş, börtü böcek, hayvanat sesi yok.

Helikopter gibi çalışan bilgisayarımın sesi yok.

Müzik sesi yok….

Kısaca hiç ses yok, mutlak bir sessizlik durumu – şehir hayatına uyumlanmış bünyenin hiç mi hiç alışık olmadığı bir hal…

İşin daha da garibi kulaklarımın ortama alışmasından sonra uğultu ve çınlamasının da bitmesiyle beraber dünyanın en huzurlu dakikalarını yaşıyorum bu saatler arasında ta ki yalnızca titretenlerimden birisini dinlerken belimden başlayıp tüm bedenime yayılırken omurgamdan yukarı çıkarak başımın tepesiyle ön kısmı arasında yoğunlaşıp dağılan garip bir karıncalanmanın aynısını hissedene dek.

Bunun sonrası ise büyük ihtimalle uyku, çünkü gerisinde ne olup bittiğini hiç hatırlamıyorum.