Cümlede mantık hatası var, ancak böyle bir durumda uykuyu 15 dakikayla sınırlı tutabilirseniz gerçekten işe yaradığını görürsünüz.

Diyelim günün olmadık saatinde, olmadık bir yerde uykunuz geldi. İş yerindeyseniz ve depoda kendinize pirinç çuvalları, koliler vs.den sote bir yer inşa etme lüksünüz yoksa eğer, hapı yuttunuz.😀

Burada kilit nokta şekerlemenin süresi, 15 bilemediniz 20 dakikayı aşmamalı! Eğer uzarsa, bedeniniz gerçekten uyuyacağını zannedip daha da aptallaşabilir. İnanmazsanız deneyin, (eğer becerebilirseniz) yarım saatten uzun tutun uykunuzu ve motor sinir sisteminizin ne hal aldığını kendiniz görün. Sepet havası çalan başınız da ayrıca dikkat konusu olur, uyarmadı demeyin….

Eğer bu taktik yetmiyorsa o zaman çok daha mantıksız bir şey yapın:

Şekerlemenizden önce kafein içerikli bir şey için ya da yiyin. Evet kafeinin normal şartlarda uykuyu kaçırması gerekli, ancak alır almaz hemen anında bünyeye tesir ettiğini kim söyledi? Kahvenizi bitirdikten sonra 15 dakikalık uykunuza çekilin. Uyku sırasında kafein’in bünyede gösterdiği etkinin, ayıkkenkinden gösterdiği etkiden ne kadar fazla olduğuna hayret edin.

Tamamen hayal ürünü bir örnek:

Örneğimiz, Iron Maiden \m/ konserine 2 ay önceden sahne önü bileti almıştır, orada Ankara’dan bir arkadaşıyla buluşup konseri beraber izleyecektir. Ancak niyeyse ne seyahat ne de konaklama programını yapmayı ya akıl etmemiştir ya da o sırada gerek görmemiştir. Halbuki o tarihte yer ayırtsa en azından gidişi için ekonomik bir uçak bileti ayarlayabilirmiştir…..

Neyse, sayılı gün çabuk geçer derler, bir anda yumurta kapıya dayanır ve İstanbul’a gitmek için örneğimiz seçeneklerini değerlendirirken bir bakar ki yıllardır olsa da yesek dediği konser babalar gününe denk gelmektedir (varan biiir), örneğimizin babalara gelmesi bakımından da şakacı kainat son derece manidardır.

O saatte ne ucuz uçak bileti, onu geçtim ne de boş yer olduğundan örneğimiz çıkar gider Ulusoy mu Varan mı derken, en ucuzu diye Varan’dan cumartesi gecesi istanbul’a gidiş dönüş biletini alır (varan ikiii).

Örneğimiz geçmiş deneyimlerden niyeyse ders almamakta direndiği için, bir de heralde kendisini halen fit görünüyor diye 18 yaşında zıfgın gibi delikanlı sandığından hiç hesaba katmaz gece yolculuğunda hayatta uyuyamadığını.

Otobüse giriş: O ne!? Varan otobüsleri değişmiştir! koltukların üzerindeki çanta bölmeleri YOKtur. Neyseki Gandi edasıyla (live simple so that others can simply live) hayatını idame ettirdiğinden ufak tefek bir sırt çantası vardır, onu da koltuğun altına tıkar geçer gider…

Derken yolculuk başlar, w800i bangır bangır Ed Hunter’ı sırayla çalmaktadır konsere zihinsel hazırlık babında. Uyumalıdır ama bir türlü uyuyamaz, sağa sola da dönemez, otobüs koltuğundadır, gözlerini kapatır ve camdan üzerine yansıyan klimanın hafif serinliğinden yararlanarak ürperti ve meditatif bir rahatlık karışımıyla uykusunu getirmeye çalışır. Otobüsün sallantısı bile yardımcı olamaz çünkü Varan eski Varan değildir, niyeyse Pamukkale ve Metro gibi 4 kollu turizmlerle yarışa çıkmıştır artık….

Örneğimiz hayretler içinde sayıklarken bir anda otobüsün bir otogara girdiğini fark edecektir (varan üüüç). Otobüs biletinin niye ucuz olduğu artık anlaşılmıştır, Varan bile artık dilenci postası gibi İzmir – İstanbul arasındaki tüm büyük otogarlara giren firmalardan birisi olmak zorunda kalmıştır.😦

Al takke ver küllah sabah edilir ve İstanbul’a girilir. Murt? Sabahın körüdür, kargalar bile şeylerini yememişlerdir afedersin… Servisle Taksim yapılır, ama saat daha hala sabahın körüdür…. Daha da fenası Iron Maiden’a 12 saatten fazla süre vardır, örneğimiz uykusuzdur, yatmaya yer de yoktur, müşkül durumdadır ama idare edilecektir, neticede işin ucunda Iron Maiden vardır.

Bu yaşımda ben kuyrukla kalabalıkla uğraşamam, gider paşa paşa sahne önü alırım diye akıl yürütmüştür ama uykusuz kalmayı hesaba katmamıştır zeki…

Telefon eder, arkadaşıyla buluşur (kim bilir ne küfür yemiştir o saatte?!), Taksim’den sallanılır aşağı Dolmabahçe’ye, önce bir çay içilir. Oradan hop geçilir Ortaköy’e birer çay daha içilir. Tekrar Taksim’e geri dönülür, bunların hepsi yürüyerek yapılır ki zaman geçsin ama o zaman niyeyse en gerekmediği anda göreceli olup çıkıvermiştir.

Gitar bakmaya tee Beyoğlu’nun bir ucuna gidilir o sıcakta, açık dükkan bulamazlar tabe hem pazar hem de babalar günüdür zira. Tın tın geri dönerler, derken kalorifercinin bir gün önce Ronaldo eziğiyle açılışını yaptığı garip alışveriş merkezine dalmaya karar verirler hem biraz serinlesinler hem de yemek yesinler diye. Bu arada kapıdaki İngiliz polisi kılıklı güvenlik gözden kaçmaz, özentiye bir kere daha lanet ederler.

Yemek yedikten sonra Beyoğlu’nu biraz daha dolanırlar, ancak örneğimiz artık uykusuzluğa daha fazla dayanamadığından kahve içmeye Beyoğlu’nun girişindeki Starbucks’a dalarlar.

Can Alıcı Nokta Burada!

Örneğimiz uffacık bir espresso lüpletir,

Yaslanır arkasına 15 dakikalığına sızar gider.

Uyandığında belki gözleri hala batıyordur ama uykudan eser kalmamıştır.

Konsere kadar orada burada sürtmeye devam ederler. Saatlerce ayakta, sahne önü olmasına rağmen kalabalığın içinde, saçma sapan grupları dinleyerek bir de güneşin altında tutulmuş yer kaçmasın diye ayakta yorgunluk, ağrı sızı ve uykusuzluğa rağmen beklerler.

Derken Satellite 15 başlar, adrenalin yavaş yavaş hükümeti kurmaya başlamıştır

Veeee……EL DORADO ( Cadillac değil😀 ) ile sanki hiç bir yorgunluk emaresi yokmuşcasına, örneğimiz anıra anıra dı Faynl Furontiyr diye bağırırken zıplamaya başlar (videolar nerde ya?). Sonrası 1.5 saatlik out of body experience. Konser çıkışı ve dönüşü başka bir macera ama onun konumuzla alakası yok.

SONUÇ:

Bilimsel olarak da kanıtladığımız üzere, kahve ile desteklenmiş 15 20 dakikalık şekerlemeler, uyku düzeninizi bozmadan uyumanıza son derece yardımcıdır, inanmıyorsanız İsviçreli bilim adamlarına sorun, daha ne diyeyim.

UP THE IRONS.